24 Eylül 2012 Pazartesi

Hüzünden Öte - (More Than Blue)



Ben ağlamak için;bahanesi olmayanlardanım.İstediğim her an ve her ortamda ağlayabilirim.
       Ama bu sefer bahane yaratmak istemiş olacağım ki; yine bile bile-kore-dram izledim.Hemde dramın dibi...
      Aslında, Türk' dizi ve film sektörü sayesinde nefret ettiğim,ve şöyle senaryosuyla beni şaşırtıp,ağlatan bir dram ya da aşk(sâdakat) filmi izleyemediğime küfrederken,herzaman ki gibi imdadıma koreli senaristler yetişti.
      Çocukluğumdan bu zamana kadar insanların çekinmeden yüzüme "odunsun" diyebildiği kadar romantik,"Leyla ile Mecnun"un şizofren olduğunu iddaa edecek kadar da aşk'a saygılıyım-lakin;bu adamlar beni bile ağlatabilecek ve etkisine alablecek bir hayal gücüne ve aşk'a sahip...



   Yukarıda da afişini görmüş olduğunuz filmi bi yarım saat önce izlemiş olup,hemen paylaşmak ve 'cırkı' çıkmış  olan "aşk, film ve dizilerini" boykot etmek istedim.Gerçekten adamlar sevgiyi,sâdakat'i öyle güzel,öyle içten işliyorlar ki,hayran kalmamak ve özenmemek elde değil.Baştan sona kendine bağlayan,abartısız en önemlisi;cıvıklaşmadan konuya değinen bir film, kısaca konusu şöyle;

"Ailesinin kendisine büyük bir para bırakarak terk ettiği K ile tüm ailesini bir trafik kazasında kaybetmiş olan Cream, birbirleriyle lisede tanışırlar. Bir süre sonra, Cream K'nin evine taşınır ve ikili bazen abi ve kızkardeş, bazen baba ve kız, bazense karı ve koca olarak yaşamaya başlarlar. K, Cream'a büyük bir aşk beslemektedir ve Cream'ın sürekli erkek arkadaş değiştirmesini, uzaktan sakin bir şekilde izlemektedir. Ta ki ölümcül bir hastalığı olduğunu ve sadece birkaç ayı kaldığını öğrenene kadar. Şimdi sevdiği kadın için bir şeyler yapma vakti gelmiştir, çünkü geçmişte yaşadıklarının da etkisiyle Cream yalnız bırakılmaktan çok korkmaktadır. Bunu iyi bilen K, öleceği gerçeğini Cream'dan saklayarak, onu sağlıklı ve iyi bir erkekle evlendirmek için araştırmalara başlar. Ancak onun çabalamasına gerek kalmadan, Cream mesleğinde başarılı bir doktor olan Ju-hwan'a aşık olduğunu söyler. Bu K'nin kalbini paramparça etse de, sevdiği kadının hayatını mahvetmemek için bu ilişkiyi kabul eder ve Cream'a olan gerçek duygularını hiçbir şekilde açıklamaz."

********************************************************************************

Son müthişti,olması gerektiği gibiydi.Hatta  bazı sahneler, film bittikten sonra kafanızda oluşuyor bu dahada anlamlı kılıyor.Benden 10 zerinden 10 aldı.(İzlemek isteyenler için spoiler vermek istemedim.)


                                                           Film'den bazı replikler;
                                                                         
Doktorun nişanlısı: Aşk nedir?
                                                             K: Aşk dişlerini fırçalamak gibidir.
                           Doktorun nişanlısı: Dişlerini fırçalamak mı? Ama bunu tek başına yaparsın.
                                                          K: Birine göstermek için mi dişlerini fırçalarsın?

Cream: Eğer olabilseydi ne olarak doğmak isterdin?
K: Eğer yeniden doğarsam… Yüzük… Gözlük… Yatak… Günlük…
Cream: Bu tür şeyler olarak mı doğmak istiyorsun bunun neresi eğlenceli?
K: Beni satın alabilirsin böylece yanında daima mutlu olurum…
             Cream: Evlilik nedir?
K: Evlilik bir diş fırçası kabıdır. Kap sadece bir tanedir, ama diş fırçası çok fazladır.
Cream: Evlilikle ilgili yapılması gereken ne?
K: Beraber birlikte olmak, bir kaptaki diş fırçaları gibi…
Doktorun nişanlısı: Sen ağlarken içimin eridiğini hissettim… Bu kadar az zamanın kalmışken mutlu olman gerekmez miydi? Gülmen gerekmez miydi?
 
                
Kendimle bir anlaşma yaptım… Eğer arkasını dönerse ona her şeyi anlatacaktım… Ona sarılacak ve her şeye son verecektim… Ama K arkasına bile bakmadı…” (Cream)
“Onu sevdiğimi söylemek istiyorum… Ama biliyorum ki söyleyemeden önce gözyaşlarım dökülecek… Bu yüzden sessiz kaldım…” (Cream)
“Onunla o koridorda yürürken aslında seninle evleniyordum…” (Cream)
 
 
     Buyrunuz,burdan izleyiniz...


 

 





                                                                            




20 Eylül 2012 Perşembe

Capitol turu..(Bol foto içerir)

                        Şu birkaç haftadır,havalar ne kadar da güzel,keşke hep "Eylül"olsa ...
*********************************************************************************

    Bende havaların güzelliğinden nasiplendim bugün,bindim bi güzel minibüse gittim "Capitole"...
Aslında tek hedefim "D&R" uğrayıp kitap almaktı ama,dayanamayıp yine; "Esse'ye, boyner'e,mangoya,Watsona,paşabahçeye" akın ettim.Bundanda anlaşılacağı üzere bol resimli bir post olacak.Blogger olalı huyum değişti herşeyi fotoğraflar oldum,bazen utanıyorum özellikle essede çalışanların anlamsız anlamsız bakışlarına maruz kaldım. "Hanım hanım ben bugüne bugün blogger'ım " diyemedim ya la...!

Neyse efendim geçelim artık şu güzelliklere;

Oldum olası ev dekarasyonu ilgimi çekmiştir.Ne biliyim arkadaşlarım makyaj ürünleri yada giysi bölümlerinde dolaşırken ben hep,nerde "kap kaçak " var onun başında olurum.Evcimenliğim ondan :)
Gerçi bu dehşet güzel şeylere "kap kacak" diyerek baya hafife aldım ama,evime uğramamazlık etmezler umarım.Yukarıda görmüş olduğunuz set "Esse"ye  girişte her türk kadınını hipnoz etmek için planlanmış olup,sizi içeriye hapsetmekte...sayelerinde kırmızıyı sever oldum.
 
 


Ahh! en sevdiğim bölüm porselenler,

Şu pizzaliğa bayıldım ya :)

 





                                                                     Ahhh! kupalar...

                                           Ya Allah aşkına! bu nasıl bir tatlılıktır ya:)



 ****************************************************************************
Daha sonra "Boyner"e uğradım  tek hedefim "birkenstock" terliklere bakmaktı.Mor rengi gelmişilk defa mor rengi beni cezbetti.Sanırım her rengine sahip olmak istediğim ender terlik ve ayakkabılardan.

 
Gözüm daha sonra bu tatlı çantaya ilişti kış için ideal ve en kısa zamanda sahip olunası şey :)

 
Uzun zamandır sahip olmak istediğim ruja Watsons'ta kavuştum.
 
Oje çılgınlarına gelsin.Aslında ojeleri bende severdim,lakin tırnak yeme huyumdan ötürü tırnağımda oje kalmıyor ki.Ondan ötürü sürmüyorum hatta takıntı oldu,sürer sürmez yemek istiyorum.Zaten namaz kıldığım için her saniye sürüp-silemem.Dayanamayıp alıyorum ama sonra yeğenlerime yarıyor :))



                                              Bu tarak-ayna karışımına bayldım,çok pratik...

 
Paşabahçeye'de uğradım tabiki,
 





 
Ve son olarak asıl gelme amacım olan D&R uğradım.

Şunlara bak ya :))
 

Ve 2 saatimide orda geçirip en son "Uçurtma Avcısı ve 'Hiç' kimse sıradan değildir"i alıp evin yolunu tuttum.Evde beni mis kokusuyla balık karşıladı daha da mutlu oldum.


 
 

17 Eylül 2012 Pazartesi

12 Eylül 2012 Çarşamba

Sophie'nin İntikamı...

     Herzaman ki gibi can sıkıntısından blogları gezerken  "Pekin ördeği" nin  izleyip önerdiği "Sophie'nin İntikamı" nı , 'izlenecekler listesine' eklemiştimki; yaklaşık  2 saat önce izlemeye karar verip hemen şu moda büründüm :)

Dedim sıcağı sıcağına hemen bu güzel filmi tanıtayım;öncelikle kısa bir tanıtım yapalım.
 

                                                         Yapım: 2009 ~ Çin, Güney Kore                     
                                                         Tür: Komedi, Romantik
                                                         Yönetmen: Yimeng Jin
                                                          Senaryo: Yimeng Jin
                                   Yapımcı: Ziyi Zhang, Ling Lucas, Ming Beaver Kwei, Yang Du
                                                          Görüntü Yönetmeni: Armando Salas
                                                          Müzik: Nathan Wang
                                                          Süre: 1 saat 48 dk.

Konusu:

Çizgi roman ressamı Sophie yaratıcılıkla dolu, sevimli ve tasasız bir kızdır. O ve iki yıllık erkek arkadaşı, yakışıklı cerrah, Jeff, mükemmel bir çifttir. Ailesi ve arkadaşları önünde evlilik teklifi aldıktan sonra, Sophie dünyanın en mutlu insanı olmuştur. Ancak, Jeff, ünlü film yıldızı Joanna'yla tanışınca onu terk eder. Mahvolan Sophie yataklara düşer, insanların yüzüne bakamayacak durumdadır, özellikle de düğün hazırlıklarına kendini telaşla kaptırmış annesinin. Sophie ayrılığı gizlemeye karar verir. Bir plan kurar: aşkı yine elde etmek için "bilimsel" bir yola başvuracaktır.
                                ********************************************
Şimdi gelelim oyunculara;

Ziyi Zhang

Kendisi çinli olup birçok film ve dizi afişinde karşıma çıksada kendisini izlemek bugüne nasip oldu, güzel de oldu.Evet kendisi baş krakterlerden "sophie" oluyor.Ve yukarıdaki tanımdada anlatıldığı üzere  2 yıllık sevgilisi(Jeff) tarafından düğün zamanı ünlü bir oyuncu(anna) için terk ediliyor.Devamı klasik şekilde kızın ondan intikam alması üzerine kurulu bir senaryo lakin, ben kızın oyunculuğunu çok sevdim, beni kendine bağladı ve filmi bütünüyle izlememi sağladı.Aslında fazlada anlatmak istemiyorum izleyecekler için,hemen diğer oyunculara geçiyorum.

So Ji Sub

Ahhh ! nedir gözlerindeki o hüznün anlamı.... Tamam itiraf edeyim oyuncuların arasında "so ji sub" olduğunu görünce izlemek istedim,hep kendisini  dramlarda izliyordum bu sefer değişiklik olsun birde romantik-komedi tarzında izlemek istedim.Evet kendileri bu sefer kavuşamayan aşık değil bizzat sophie'mizi aldatan "jeff" krakterinde.

















Peter Ho

Ve gelelim benim için filmin süpriz yumurtasına(benzetmeye bak) evet kendisi beni "BiRain" olan benzerliğiyle mest etti.Oyunculuk desen süper birde filmdeki krakterede (gordon) tam oturmuş.Artık listemde kendisi ,...

















Bingbing Fan

Ve kötü krakterimiz "Anna" kendisi ünlü bir oyuncu olup Sophie"nin tercih edildiği kadın ve filmin ilerleyen bölümlerinde sizi şaşırtıcak olan sahnelerin baş kahramanı olacaktır.
















   Ben filmden gayet memnun kaldım ne çok sıktı ne de hüzünlendirdi, aslında klişe gibi gözüksede senaryo farklıydı bence, özellikle bi kaç sahnede ben baya şaşırdım(ters köşe olayı)kısaca tavsiye edebileceğim bir film ve 10 üzerinden 9 veriyorum.Neden dokuz çünkü; dizi olmasını çok isterdim.