11 Aralık 2013 Çarşamba

Michelle Obama o samimiyetin hesabını sordu :))

 
Bugün beni güldüren tek haber bu sanırım, ne diyeyim; "Kadın her zaman kadındır" ...!
 
Michelle Obama o samimiyetin hesabını sordu
 
Dün Güney Afrika'nın efsane lideri Mandela'yı anmak için düzenlenen cenaze töreninde Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmidt ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın samimiyeti dikkat çekmişti. Basına yansıyan fotoğraflarda yüzü asık gözüken First Lady Michelle Obama'nın tepkisi de bu samimi kareler kadar konuşuldu.
 

PROTOKOLDE ELİNİ ÖPTÜRDÜ

Dün paylaşılan karelerde Obama ile Thorning-Schmidt'in samimiyetinden rahatsız olan First Lady'nin, ikilinin arasına oturarak tepkisini belli ettiği görülmüştü. Ancak First Lady'nin bununla kalmadığı ortaya çıktı. Ortaya çıkan yeni fotoğrafta First Lady, ABD Başkanı Obama'dan intikamını elini öptürerek alıyor.

SOSYAL MEDYADA ÇOK KONUŞULDU

Mandela'nın cenazesinin önüne geçen bu kareler dün sosyal medyanın en çok konuşulan konuları arasına girdi. İşte o sosyal medya geyiklerinden bazıları;
 
 
 
 
 
Birde siyah tenli bir insan, neden "siyah takım" giyer ki :)
 
                                                                                                                                          Kaynak
 

25 Kasım 2013 Pazartesi

I Need Romance (1) Sex and The City Tadında :)



 
 
Baya uzun bir aradan sonra, nihayet içime sinen ve sonuna kadar büyük bir zevkle izlediğim bir dizi ile karşınızdayım.
Aşırı dizi yüklemesinden midir nedir?
Uzun zamandır , doğru dürüst dizi izleyemiyordum, izlemeye başladıklarımdan da kısa sürede sıkılıyor ve hep yarıda bırakıyordum.
Ama nihayetinde, sonuna kadar beni çeken ve eğlendiren bir dizi buldum ve izledim.
 
I Need Romance (1)
 
***
 Diziye; hakkın da hiç bir ön araştırma yapmadan, tamamen rastlantı sonucu başladım.
Konusu ve oyuncuları hakkında hiç bir bilgim yoktu.
Beni neyin beklediğini bilmeden heyecanla izledim,güzel de oldu :)
 
***
  
Daha diziye başladığım anda ilk olarak beni şaşırtan müziği ve cüretkâr sahneleri oldu.
Kore dizilerinde cüretkâr (aşırı değil) sahnelere pek alışkın değiliz malum.
 
                                                                                                   




Müzik olarak pek "Kore şarkısına" rastlamadım ya da benim dikkatimden kaçtı, bilmiyorum.
Ama dizi de çokça;  
Pink Martini' parçalarına yer verilmişti ve ben buna bayıldım.
Örnek vermek gerekirse; " Amado mio   " ...
 
 
 
 
 

***

Az çok dizinin konusundan ve beni çeken yönlerinden bahsetmek gerekirse;
 
*Öncelikle; tek çift ya da tek bir kız ve erkek etrafında dönen, o bayık aşk sahneleri yoktu.
Ben daha çok, çok çiftli ve çok konulu dizileri izlemekten hoşlanıyorum.
Çünkü; genelde bütün karakterlerin "bir kızın" ya da " bir erkeğin" peşinde,
hiçte gerçekçi olmayan bir şekilde koşturması bana hiç inandırıcı ve eğlenceli gelmiyor.
 
     *Dizi hafiften batı tarzı, örnek vermek gerekirse; 
  "Sex and The City" benzeri bir yapıma benziyordu.
Hani şu 30'lu yaşlarda ki bayanların; iş, aşk ve evlilik hakkında kafa yordukları cinsten.
        Ama onlardan daha eğlenceli ve ince ayrıntılarla işlenmiş biri dizi.

  
 
Karakterlere gelirsek;
 
Öncelikle, " choi yeo jin " haricinde oyunculara hiçbir aşinalığım yoktu, ama hepsini çok sevdim.
 
 
 
*Sun Woo In Young *
(Jo Yeo Jung)
 
Dizimin ana karakteri olur kendisi ve benim açımdan diziyi bana sevdiren karakter :)
Öncelikle o şirin, çatlak ve bodur haline bayıldım :)
Yaptığı hareketler ve diyaloglarla beni gülmekten bitap bıraktı.
Kendisi , 10 yıllık aşkı "Kim Sung Soo " ile yaşamakta olup, bir otel de konsiyerj'lik yapmaktadır.
 


 
Her kız karakter de olduğu gibi kendi hayal dünyasında ve o doğrultuda yaşamakta ısrarlı bir kızımız,
örnek vermek gerekirse;
 
Sırf hayalinde ki, "ilk öpüşme" sahnesi için verdiği mücadele beni baya güldürmüştü :)

 
 


 
  
 
 Kim Sung Soo
(Kim Jung Hoon)

In Young' ın 10 yıllık aşkı olup, dizimin esas erkek karakteri olur.
Kendisi film yönetmenliği yapar ve 10 yıllık bir ilişkinin vermiş olduğu rutinlikten dert yanar.
Ve tabii İn young'ın bütün şebekliklerine katlanır :)


 

Park Seo Yeon
 (Choi Yeo Jin) 

İlk gördüğümde; -"ben bu kızı nereden hatırlıyorum?" diye çok düşünmüştüm.
Sonradan anımsadım ki "I am sorry, I love you"
dizisinde, So ji sub'un eski sevgilisi rolündeydi.
Orada ne kadar nefret ettiysem, bu dizi de de o kadar sevdim :)
Kendisi bir mağaza sahibi ve ayrıca model ...
Kendisi tam bir erkek avcısı olup, kızlarımıza da ilişkilerinde bolca nasihatler veriyor.
Karakterinde sadakat yok :)






Kang Hyun Joo
(Choi Sung Hyun)

Kendisi düğün günü terkedilmiş kutsal bakiremiz.
Hayat ilişkilerini; kitap ve dergiler deki yazılarla sürdürmeye çalışan bir karakter olup, kendisi bir boşanma avukatıdır.








Bae Sung Hyun
 (Choi Jin Hyuk)
 
Kendisi, İn young'ın kalbinin ikinci sahibi oluyor.
Diğer dizilere özgü olarak öyle İn young'ın peşinde bayık bayık koşmuyor, gayet kendine münhasır bir karakter :)







Anladığınız üzere, ben diziyi çok sevdim.
Hatta bu gazla gittim, 2.versiyonunu izledim,ama gel gör ki aynı haz yok.

Aslında daha uzun anlatmak isterdim ama, bizzat kendiniz izleyin ve görün istedim :)

Bakalım sizlerde beğenecek misiniz?












 

5 Kasım 2013 Salı

Geçmişe Işınlanıyoruz !

 
Artistler ve Otomobilleri (17) Ayşecik
 
 
Hemen hemen hepimiz geçmişe olan özlemimizden bahsederiz, benim gibi 90'lar çocuğu olanlar bile şimdiden o yıllara olan özlemimizi gizlemez olduk.
Sadece 90'lar mı? tabii ki de hayır, 80'ler , 70'ler ...
                                    O yıllarda yaşamamış biri olarak hep merak etmişimdir.
İlk siyah-beyaz televizyonu, ilk TRT radyo ve televizyon yayınını,ilk Yeşilçam film ve dizilerini...
Ama bu sabah çok güzel bir şey oldu daha doğrusu çok güzel bir şeyle karşılaştım.
Bu öyle bir şey ki beni ta; 70'lere , 80'lere götürdü,an be an yaşıyorum hissiyatı oluştu.

           Düşünün ki; interneti açıyorsunuz ve haber sitelerinde sizleri şu başlıklar karşılıyor,

 *Domates Güzeli,beyaz cama sünger çekti
 *Hülya Koçyiğit ve Selim Soydan'nın nikah görüntüleri
 *Ayhan Işık'ın evi
 *Ali Kocatepe ve Fatma Karanfil evlendi.
 *Ayşecik'in ilk arabası
*Pele 'nin İnönü Stadı'nda şov yaptığı gece
 
 
Ve daha nice siyah-beyaz haber ve görüntü,sizleri daha fazla sabırsızlandırmadan ben direk ışınlayayım sizleri :)
 
Bu yazıya uygun bir şarkı ile sonlandırayım yazımı :)
 
 
 

25 Eylül 2013 Çarşamba

Beni Bitirdin "Göktuğ" ...! -Dedikodu-

 

Allah'ım bir şarkı son bir haftadır bıkmadan dinlenir mi?
Eğer, "  Göktuğ" söylüyorsa,Evet....
 
***
Normal de "O Ses Türkiye"yi takip eden birsii değildim,daha doğrusu; "Mustafa Sandal" haricinde jüriyi pek yeterli ve donanımlı bulmuyordum,örnek vermek gerekirse, "Hülya ve Hadise"...
Ama bu sene "Ebru ve Gökhan"ı görünce, "-tamam dedim bu izlenir." :)
Ebru'nun kulağı ve ses donanımı tartışılmaz ve izleyenler bilir ki, kolay kolay da herkese dönmüyor.
Gökhan, sanırım bu senenin en güzel sürprizlerinden biri,o sempatik halleri,bakışları,diğerlerin yanında pasifliği ahahha ,süper ya ne diyeyim :)
 
***
Neyse yarışmayı övmemiz bittiğine göre asıl konuya gelelim; "Göktuğ"...
Allah'ım bir insan hem bu kadar sempatik hem de bu kadar güzel bir sese mi sahip olur?
Daha şarkıya girdiği anda ya da onların değimiyle "intro" da kendine çeker insanı,
şarkı zaten efsane (Levent Yüksel - Dedikodu) birde böylesine güzel bir yorum.
Özellikle, 0.30 sn de "kimin bacağını sıkmışım" derken ki mimikler, "1.12" dk da ki gülüş, tabii ki tuzu biberi oldu,bildiğin "1.18 dk" da ki "Ebru " gibi izliyordum.
Bir taraftan da şarkıyı kimin söylediğini düşünüyorum,tabii ki efsane; "Levent Yüksel"...
Nasıl unutmuşum ben bu şarkıyı diye çok kızdım kendime.
Aslında şarkının anatomisine inersek, bir "Orhan Veli" şiiri olduğunu görürsünüz,birde buna "Sezen Aksu ve rahmetli Uzay Hepari " yorumu eklenince ortaya böyle enfes bir yorum çıkmış.
Ne diyeyim sağ ol Göktuğ, bir unutulmuşu hatırlattın bana,bu  sene ki favori(m) belli oldu.
 
 
***
Eee! o kadar bahsettik, ustadan dinlemeden olmaz,buyrunuz....
 
 
 
Şiir: Orhan Veli
Müzik: Sezen Aksu
Düzenleme: Uzay Hepari
Albüm: Med Cezir
Yıl: 1993
 
 

12 Eylül 2013 Perşembe

Binicem üstüne,vurucam kırbacı :)

                Yalnız başlığı görende, "bdsm" fantezisi yaptığımı sanacak, yok öyle bir şey konu gayet masum :)
 


Eminim birçoğunuz bu sahneyi hatırlarsınız, zira benim hiç aklımdan çıkmayan,
hâla bile sinirlendiğim insanlar için kullandığım, "binicem üstüne vurucam kırbacı" diyalogunun muhatabı olan  görüntü :)
 
Malum repliğin sahibi çocuğun; şirinliği ve dişleri, Sezer'ciğin ağlatısı sesi an be an aklımda :)
Lakin küçükken dikkatimi çekmemiş olup, şuan farkına vardığım bir durum var.
Eşek'in  25 bin , 50 bin gibi paraya talibinin çıkması,lan alt tarafı bir eşek 50 bin nedir ya ? :) 
 
 

2 Ağustos 2013 Cuma

Tatil'e gider iken...

Sonun da tatil'e çıkıyorum.
Şimdi'den Kandilinizi ve Bayramınızı kutlarım,inşallah bu mübarek günlerin sonun da,Dünya'da güzel gelişmeler ve umutlu günler olur :)
20 gün sonra görüşürüz umarım :)
 
 

25 Temmuz 2013 Perşembe

Beyin Kütüphaneme Eklenenler #3

Öncelikle herkes'e hayırlı Ramazanlar dilerim.
İnşaallah; "bol mağfiretli ve bol aflı" bir ay geçiririz.
Ülkemiz'den huzuru ve istikrarı eksik etmesin,Rabbim...
 

 
Sanırım baya oldu yazmayalı;"LYS'di ,tercihlerdi,Ramazan'dı derken,yazmaya pek mecalim kalmadı,bu aralar paylaşımlarınızı takip etmekle yetindim. 
Ramazan'ın rehavetinden ötürü ne doğru dürüst kitap okudum,ne de film ve dizi izledim,ama telafi edeceğim inşallah :)
 
 

Bu zaman dahilinde kütüphaneme güzel kitaplar eklendi.
Bu sene "Arkadya Yayın"ları favorim oldu,her çıkan kitabını alıp okumak istesem de kendimi frenlemek zorunda kaldım :)
İlk olarak "Dostluk Ekmeği" ni alıp okumuş ve çok beğenmiştim.
Daha sonraları,tabii bunda bolca takip ettiğim; "kitap bloglarının ve okuma kulüpleri'nin de" etkisi büyük olacak ki,alınacaklar listeme birçok kitabını ilave etmiştim.
Geçen haftalarda, "Yağmur Sonrası ve "D&R"ın  10tl kampanyasından aldığım, "Britanya Yolu" kütüphaneme dahil oldular.
Yağmur Sonrası"nı iki günde okudum ve çok beğendim,umarım "Britanya Yolu'da" beni kendine bağlar :)
Birde hediye olan kitab'ım , "Neredesin Bernadette? " var,kitap kapağında ki hatuna bayıldım,ne güzel bir yüz o öyle :)
Kitap; bir aile dramını mizahi yönde anlatıyor,anladığım kadarıyla,bakalım okuyunca yorumlarım inşallah :)
 


Birde,uzun zamandır sahip olmak istediğim,fakat bir türlü istediğim hatta yazılmış olanını bulamadığım "Cevşen"ime abim sayesinde kavuştum.Asli Arapça'yı pek seri okuyamıyorum,sanırım bunda "Kur-an'ı Kerim'i" ilk bilgisayar hatlı olanından öğrenmemin de etkisi var.
Neyse ki Abim hem bilgisayar hatlı, hem de yan tarafında "Türkçe meali" olanından bulup almış,sağolsun :)
Okudukça ne kadar önemli ve güzel bir yapıt olduğunu anlıyorsunuz.
 
Allah'ın "99 İsminin" tecellileri,ona ne kadar da muhtaç olduğumuzun ve şükretmemiz gerektiğinin birer kanıtı gibi.
Zikir ve duâ açısından sürekli okumamız gereken bir kitap, derleyenlerden Allah Razı Olsun...
 
Hayırlı ve bereketli sahurlar efendim...